İstanbul Kültür University

Şikago Türkiye’yi sıcak karşılamaya hazırlanıyor | Star | Mensur Akgün

Şikago, NATO tarihinin en önemli zirvelerinden birine 20-21 Mayıs tarihleri arasında ev sahipliği yapacak. 28 NATO ülkesinin hükümet ve/veya devlet başkanları, dünyanın çeşitli bölgelerinden ortakları ile kriz döneminde savunma bütçelerinden kesinti yapılırken NATO’yu nasıl etkin bir ittifak olarak ayakta tutabileceklerini konuşacak.

Rusya ile ilişkiler, yeni Ortadoğu, Çin ve daha başka pek çok konu da masaya yatırılacak, ama en önemlisi yeni bir strateji benimsenecek. Bu stratejinin az para ile çok iş yapmaya dayanması, daha fazla işbirliği ve güvenlik alanında entegrasyon öngörmesi bekleniyor.

***

Şikago ise zirveye her açıdan hazırlanıyor. Biz de bu hazırlığın parçası olarak Chicago Council on Global Affairs’in İstanbul Kültür Üniversitesi’ne bağlı Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi (GPoT) ile DGAP, RUSI, Atlantic Council gibi dünyanın önde gelen düşünce kuruluşlarının katkılarıyla düzenlenen sivil zirvesine katılmak üzere buradayız.

Konularımız resmi zirvenin konularına paralel, akademisyenler emekli ve aktif görevde büyükelçiler, generaller iki buçuk gün boyunca NATO’nun geleceğini tartışıyoruz.

Hemen her panelde de yükselen güç Türkiye kavramı ortaya atılıyor. NATO’nun geleceğini de konuşsanız, Afganistan’ın geleceğini de Türkiye bir şekilde resme giriyor. Çoğu katılımcı Türkiye’yi önemsiyor, bazıları da doğal olarak eleştiriyor.
Toplantının açış konuşmasını Michigan Gölü’ne bakan Hilton Oteli’nin tarihi salonunda yapan eski Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı, şimdilerin Harvard Kennedy School hocası Nicholas Burns, Türkiye’nin bölgesel liderlik rolünü önemseyenlerden.

Burns Çarşamba akşamı kulağımıza müzik gibi gelen şeyler söylüyor. Rusya’dan, Almanya’dan çok Türkiye’den bahsediyor. Aralarında benim de bulunduğum emekli Büyükelçi Ümit Pamir, emekli Korgeneral Şadi Ergüvenç ve öğretim üyesi Sylvia Tiryaki’den oluşan GPoT ekibi de doğal olarak mutlu oluyor, gurur duyuyor.

Görünen o ki Türkiye benimsemiş olduğu politikalarla, ekonomik performansıyla, küresel ağırlığıyla ittifaka katılımının 60’ıncı yılında ciddiye alınan üyelerden biri haline gelmiş. Türkiye güvenlik tüketen değil güvenlik üreten bir ülke olarak algılanmakta.

Henüz Türkiye’nin eşit haklara sahip bir ortak olarak görüldüğünü söylemek mümkün değil. Türkiye’nin her alanda artan gücünü hazmetmek, eşitliğini kabul etmek anlaşılan zaman alacak. Ama belli ki buraya 20 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Gül başkanlığında gelecek Türkiye delegasyonu çok sıcak karşılanacak.

***

Yine belli ki Amerika Türkiye’nin çevresinde etkili olmasından hiç rahatsız değil. NATO içinde İsrail ile işbirliğini, AB-NATO ilişkilerinin gelişmesini engellemesinden huzursuz olsalar da, Türkiye’nin Ortadoğu’da, genel olarak Arap coğrafyasında oynadığı rolü destekliyorlar.

Ama aynı zamanda beklentiler de artıyor. Karşılanamaması halinde hayal kırıklığının doğması, karşılanası halinde de Türkiye’nin uzun dönemli çıkarlarının zarar görmesi mümkün. Dolayısıyla hem beklentilerin yönetilmesi, hem de hassas bir politika izlenmesi gerekiyor.

---
To read the article on the website of the original source, click here.

← Share