İstanbul Kültür University

Yuvarlak Masa Toplantısı: Kürt Sorunu ve Milliyetçilik

İstanbul Kültür Üniversitesi – Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi, 7 Eylül 2009 tarihinde, deneyimli bir diplomat ve İsveç’in eski İstanbul Başkonsolosu Ingmar Karlsson’ın katılımlarıyla, “Kürt sorunu ve Milliyetçilik” konulu.

İstanbul Kültür Üniversitesi – Küresel Siyasal Eğilimler Merkezi, 7 Eylül 2009 tarihinde, deneyimli bir diplomat ve İsveç’in eski İstanbul Başkonsolosu Ingmar Karlsson’ın katılımlarıyla, “Kürt sorunu ve Milliyetçilik” konulu bir yuvarlak masa toplantısı gerçekleştirmiştir.

Toplantı, Türkiye’nin Kürt yurttaşlarına yönelik gerçekleştirdiği Demokratik Açılım süreciyle, ülkenin topraksal bütünlüğüne tehdit oluşturduğuna dair korkunun arttığı kritik bir döneme rastlamıştır. Sn. Karlsson’ın gerçekleştirdiği sunum, sürece dair umut verici bir katkıda bulunmuş olup; Türkiye’deki Kürt nüfusunun geleceğine, Irak Kürdistanı’na ve Türkiye’deki demokrasi kültürüne ilişkin önemli bir perspektif sunmuştur.

Bağımsız bir Kürt devleti olasılığına dair, Sn. Karlsson, Kürdistan Bölgesel Yönetiminin gerek Türkiye gerekse bölgenin bütünü için istikrar sunan bir faktör olduğuna işaret etmiştir. Kürt sorununun Türkiye, Suriye ve İran’daki çözüm biçimlerine bakıldığında, bağımsız bir Kürt Devleti fikrinin tarihsellikle bağdaşmadığını belirtmiştir.

Sn. Karlsson, Kürtler hakkında birçok yanlış kanının varlığını dile getirmiştir: Monolitik bir Kürt kimliği olduğu ve bu kimliğin bölgesel, dilsel, dinsel ve diğer farklılıkları göz ardı eden bir şekilde kurgulandığı, bu yanlış kanılardan sadece biridir. Söz konusu husus, Barzani ve Talabani’nin politikalarıyla da birleştirildiğinde, ulus-inşa sürecini daha da zorlaştırmaktadır. Başka bir kavram hatası ise, AB ve komşu Türkiye ile iyi ilişkiler kurmak amaçlı olarak, Iraklı Kürtlerin Türkiyeli Kürtler ile birleşmek istediği yönündedir. Sn.Karlsson’a göre, birleşme senaryosu söz konusu olduğunda, Iraklı Kürtlerin, kendilerinin niceliksel olarak azınlık konumunda olduğu bir ülkedeki değerli kaynakları paylaşması gerekecektir. Bu durumda, ekonomik önceliklerin, bağımsızlık taleplerinden daha ağır basacağı öngörülebilir.

PKK konusunda ise, Karlsson, örgütün gücünün ve etkisinin abartılmaması gerektiğini söylemiştir. PKK’nın, devletin Kürt politikalarının doğrudan bir sonucu olduğunu hatırlatan Sn. Karlsson, örgütün yalnız harap ekonomik koşullarda etkin olabileceğini, devletin bölgeyi geliştirmesi ve tam hak iadesini takiben tabanını tamamen kaybedeceğini öne sürmüştür.

Bağımsızlık hayal, ancak Kürt halkına tam demokratik ve kültürel haklarını iade eden demokratik bir Türkiye değil. Karlsson ve katılımcılar bu açıdan var olan momentumu sürdürmenin ve AB reformlarına devam etmenin önemini vurguladılar. Karlsson’a göre Türkiye’nin bundan sonra yapması gereken geçmişteki politikalarını tekrarlamak değil, bölgedeki yatırımları ve diyalogu sürdürmek. Bu yönelim, Türkiye’nin gerek topraksal gerekse toplumsal bütünlüğü açısından büyük önem teşkil etmektedir.

Ulus-devletlerin ve milliyetçiliğin durumu toplantıda tartışılan ana başlıklardan biriydi. Karlsson burada insanların giderek alt kimliklerini esas aldıkları etnisitenin ötesine geçmiş bir siyasi kültürden bahsetmiş ve bir sonraki kitabının da konusu olan Osmanlı millet sisteminin bugün Avrupa’da oluşmaya başlayan millet sistemiyle paralelliğine dikkat çekmiştir.

Katılımcılar, Türkiye’nin Kopenhag Kriterleri’ni yerine getirmesiyle beraber hem komşuları hem tüm yurttaşlarıyla barış içinde, dün ve bugünkünden farklı bir ülke olacağının altını çizdiler. Geçmişte PKK destekçiliği yapmak ve Türkiye’nin bütünlüğünü tehdit etmekle ciddi şekilde suçlanmış bir ülkenin büyükelçisi olarak, Karlsson, “Nasıl oldu da İsveç Türkiye politikalarını değiştirdi?” sorusunun sıkça sorulduğunu söyledi. Kendisinin bu soruya cevabı belki de birçok şeyi anlatıyor: “Değişen İsveç’in politikaları değil, Türkiye’nin kendisi...”

← Share