İstanbul Kültür University

Erivan’ın ‘oyun planı | Kadri Gürsel | Milliyet

“Erivan’daki Sarkisyan yönetimi, Dağlık Karabağ önkoşulu getirerek Ermenistan’la normalleşme sürecini tıkayan Başbakan Erdoğan’a nasıl bir cevap verecek?”...


Geçen perşembeden beri bulunduğum Ermenistan’ın başkenti Erivan’da cevabını aradığım sorulardan biri de buydu...
Erivan’da, İstanbul Kültür Üniversitesi’nde yerleşik Küresel Siyasi Eğilimler Merkezi (GPoT) ile bir Ermeni düşünce kuruluşu olan “Avrasya Ortaklık Vakfı”nın iki ülkeden gazetecilerin katılımıyla düzenlediği bir toplantı çerçevesinde üst düzey Ermeni yetkililer ve analistlerle görüştük.
Sanırım İstanbul’a yukarıdaki sorunun cevabını almış olarak dönüyorum.
Ama önce sorun neydi hatırlayalım:
Türkiye ve Ermenistan dışişleri bakanları arasında 10 Ekim’de Zürih’te imzalanan protokoller ikili ilişkilerde her iki tarafın da arzuladığı varsayılan normalleşmenin “yol haritası” niteliğindeydi...
Şimdi bu protokoller iki ülkenin de onayını bekliyor.
Belgelerin rafta bekleme süresi ne kadar uzarsa, normalleşme sürecindeki ivme kaybı o kadar büyük, sonrasında ise süreci canlandırmak bir o kadar zor olacak...
Normalleşme, ancak ve ancak, iki ülkenin protokollerin hem onay süresini, hem de bunun ritmini uyumlulaştırmasıyla mümkün olabilir...
Ancak, bunun kolay olmayacağı daha en başında ortaya çıktı...
Bakü’nün Ermenistan sınırının açılacak olmasına gösterdiği tepkiyi öngörememesi, AKP diplomasisinin çok büyük hatasıydı. Ama Başbakan Erdoğan’ın tepkiyi yatıştırmak için geçen mayısta gittiği Bakü’de, Ermenistan’la normalleşmeyi Dağlık Karabağ sorununun çözümüne bağlaması çok daha büyük bir hata oldu.
Şimdi Erivan’da bu “Dağlık Karabağ önkoşulu”nun yarattığı büyük bir rahatsızlık ve gerginlik hissediliyor...
Erivan’ın, Türkiye’nin baskısı sonucunda Bakü’ye taviz verdiği görüntüsünü doğurmamak için, artık çok istese bile Dağlık Karabağ konusunda yumuşamayacağı vurgulanıyor burada...
Normalleşme ve Karabağ’ı birbirine bağlamak, ikisini de çıkmaza sokmakla eş anlamlı görülüyor...
Diğer yandan, Azerbaycan ve Ermenistan’ın “Minsk Grubu”nun aracılığıyla ocak ayı içinde bir ortak açıklama yayımlamaları ihtimali var. Ankara’yı tatmin ederek protokollerde mutlu sona ulaşmayı hedefleyen bir girişim bu...
Ancak Erivan’ın ayrı bir “oyun planı” var...
Ermeni yöneticilerin artık tehditkâr bir tonla konuşmaya başlamasından da anlaşılıyor bu...
Erivan’da isimlerinin yazılmaması kaydıyla konuşan yetkililer, Türkiye’nin protokolleri marta kadar onaylamaması halinde Ermenistan’ın imzasını geri çekerek süreci sona erdireceğini söylüyorlar.
Dışişleri Bakanı Eduard Nalbantyan gibi “on the record” konuşanlar da Ankara’yı “makul bir süre içinde” protokolleri onaylamaya çağırarak, “Üzerinize aldığınız sorumluluğun gereğini yapın yoksa uzun bir süre bu fırsatı bir daha bulamayabiliriz” diyorlar.
Cenevre’deki görüşmeler sırasında Türk ve Ermeni taraflarının, protokolleri eş zamanlı olarak ve Nisan 2010’dan önce onay süreçlerinden geçirme hususunda gizli bir mutabakata vardıkları Erivan’da söylenenler arasında... Yani Türkiye bu vadeye sadık kalmazsa sözünde durmamış olacak...
24 Nisan, “1915”in 95. yıldönümü... Bir “psikolojik eşik” olarak görülüyor burada.
ABD Kongresi’nin 24 Nisan 2010’dan önce bir soykırım tasarısını bu kez kabul edebileceği uyarısı dolaşıma sokuluyor.
“24 Nisan” Erivan’ın oyun planında, “İmzamı geri çekerim” tehdidinin öteki adı.
Erivan’ın imzasını çekerek, “protokolleri öldüren taraf” olarak damgalanmayı göze alıp alamayacağı ise bütün bu sert tonuna rağmen bir soru işareti...
http://www.milliyet.com.tr/default.aspx?aType=YazarDetay&ArticleID=1176280

← Share