İstanbul Kültür University

İngiltere'den Türkiye'ye G-20, AB ve Hamas mesajları

Tanzanya Cumhurbaşkanı geçen ay konuk ettiği Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'e Türkiye'nin nisan başında yapılacak G-20 zirvesine katılacağını hatırlatıp "Biz Türkiye'yi temsilcimiz olarak görüyoruz. Güneyin sesi olun" demiş

"Sessiz yığınların sesi" olma iddiasındaki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, yoğun seçim programı nedeniyle birkaç hafta içinde Londra'ya gideceğinin farkında mı bilmiyorum.

Geçen günlerde bir gazetede Başbakan'ı kasım ayında ABD'de yapılan G-20 zirvesinde tavana bakarken gösteren bir fotoğraf yayımlandı. Altında da Başbakan'ın toplantıya hazırlıksız gittiği ve ekonomik krize ilgisizliğinden dem vuran bir yorum yer aldı.
Belki Başbakan'a fazla da haksızlık yapmamak gerek. Anlaşılan diğer katılımcılar da çok hazırlıklı gitmemiş olacak ki, kasımdaki zirve somut sonuç üretemedi. Ekonomik krizle ilgili ikinci G-20 zirvesine ev sahipliği yapmaya hazırlanan İngilizler aynı akıbete uğramamak için kolları sıvamış durumda. Katılımcı ülkelerin daha hazırlıklı gelmeleri için sıkıştırıyorlar.

Türkiye'de hükümetin, yerel seçimlere odaklandığı için zirveye gerekli ilgiyi göstermediği endişesi de seziliyor İngilizlerde. Birinci zirveden sonra oluşturulan dört çalışma grubunda Hazine yetkililerinin gayet aktif çalıştığını belirtiyorlar ama nihayetinde belirleyici olanın da siyasiler olduğunu vurguluyorlar.

Tıpkı Tanzanya Cumhurbaşkanı'nın dikkat çektiği gibi, İngilizler de Türkiye'nin temsil gücünün farkındalar. "Ortadoğu, Ortaasya ve Afrika'nın çok büyük bir bölümünden temsilci yok" diye hatırlatıyor İngiltere Büyükelçiliği'nden Claire Phillpotts.

İşte İngilizin farkında olduğu bu temsil gücünün hükümet farkında mı emin değilim. Lafa gelince, laf çok.

Merak ediyorum. Bölgesel liderlik hatta uluslararası etkinlik iddiasındaki hükümet, acaba, bölgesindeki ülkelere birer temsilci gönderip ekonomik krizle ilgili düşüncelerini alma ihtiyacı duydu mu? Zira liderlik öyle oturduğun yerden olmuyor.

"Allah'tan İngilizler var" mı demek gerek bilmiyorum. Ama en azından onlar hükümetin ilgisini canlandırmak ve zirveye daha hazırlıklı gelmesini sağlayabilmek için TÜSİAD, TOBB gibi hükümet dışı kuruluşlarla akademisyen ve gazetecilerin katılacağı bir konferansın düzenlenmesine ön ayak oldular. Kültür Üniversitesi'ne bağlı "Global Siyasi Eğilimler" adlı düşünce kuruluşuyla birlikte düzenlenen konferans mart ortasında İstanbul'da yapılacak. Gönül isterdi ki, böylesine bir hazırlık girişimi İngilizlerden değil de Türklerden gelseydi.

Miliband'dan Hamas'a telkinler

Tabii bu İngilizlerin ön aldıkları tek konu değil. İngiliz diplomasisi pek çok konuda Türkiye ile yakın dirsek temasında bulunuyor.
Son dönemlerde üzerinde durdukları konunun başında da reform süreci geliyor. Türkiye'nin havaalanlarını ve limanlarını Rum Kesimi'ne açmaması nedeniyle AB'nin önümüzdeki sonbaharda karar alma noktasına geleceğini hatırlatan İngilizler, Türkiye'nin hem Kıbrıs hem de reform sürecinde hareketsiz kalma lüksü olmadığına dikkat çekiyorlar.

Kıbrıs konusunda Türkiye'nin adım atmasının zor olduğunun farkında oldukları için de "Reform sürecini canlandırırsanız, Kıbrıs konusunda çıkacak sıkıntıların aşılmasında daha kolay yardımcı olabiliriz" diyorlar.

AB süreciyle bağlantılı olarak, Başbakan Erdoğan'ın "Enerji başlığında müzakere başlamazsa, biz de Nabucco projesini gözden geçiririz" şeklindeki mesajının Avrupa başkentlerinde ters tepeceğini de açıkça ilettiler. Bu mesaj özellikle İngiltere Dışişleri Bakanı David Miliband tarafından şubat başında Münih'te bir araya geldiği Dışişleri Bakanı Ali Babacan'a net bir dille ifade edildi.

Bu görüşmede gündeme gelen bir başka konu da Hamas oldu. Miliband, "Madem Hamas'la konuşuyorsunuz; söyleyin, Filistin yönetimiyle bir uzlaşma hükümeti kurmak için daha esnek bir tavır takınsınlar" dedi. İngilizler, Hamas'ın başbakanlık görevini almakta israr etmemesi gerektiğini, bir teknokrat hükümetinin kurulmasına yeşil ışık yakması gerektiği görüşünde.

Bu görüşmede verilen mesajdan da anlıyoruz ki, Türkiye Hamas'la Filistin yönetimi arasında bir arabulucu olarak değil, daha çok Hamas'la diyaloğu olan bir ülke olarak algılanıyor.

Barçın Yinanç | Referans Gazetesi

← Share